Bakla Ne Zaman Biter? Bir Kayseri Gününde Duygusal Bir Hikâye
1. Bir İlkbahar Sabahı ve Bakla Tarlasındaki İlk Adımlar
Kayseri’nin o sıcak yaz günlerinin hemen öncesinde, baharın son demlerini yaşadığımız bir sabah. Hava hafif serin, ama güneş yavaşça yükselmeye başlamış. Her sabah olduğu gibi, gözlerimi açar açmaz, odamın penceresinden dışarıya, dağlara doğru bakıyorum. İçimde bir his var ama ne olduğunu tam olarak bilemiyorum. Sanki her şey bir anda büyük bir değişim içinde. O gün, yine babamın yanında tarlaya gitmeye karar verdim. Ama bakla ne zaman biter, sorusuyla yüzleşmem, sadece bu tarla ve bu toprakla ilgili değildi. Bir anlamda, hayatımın o dönüm noktasını da simgeliyordu.
Kayseri’de tarlada çalışmak, zorlu ama bir o kadar da tatmin edici bir işti. Babamın yıllardır bakla yetiştirdiği tarlasında, toprakla barışık olmak, toprakla sohbet etmek gibiydi. Birkaç yıl önce, baklanın tam olgunlaşmaya başladığı günün sabahında, babamla tarlada aynı anda gülümseyerek çalışmamız, hayatımın en unutulmaz anılarından biriydi. Ama o sabah, o gülümsemenin yerini bir hayal kırıklığı alıyordu. Çünkü bakla, hiç olmadığı kadar geç oluyordu.
Tarlada, taze baklaların kokusu hafifçe burnuma geliyor, ama o an fark ediyorum ki baklalar pek olgunlaşmamış. Babama dönüp, “Bakla ne zaman biter?” diye sordum. Babamın yüzünde, yıllardır toprakla haşır neşir olmanın verdiği olgunlukla, her zaman sakin olan tavrı yine yerindeydi. Ama gözlerinde, bir şeylerin eksik olduğunu hissedebiliyordum. “Az kaldı, kızım. Ama sabırlı olman lazım,” dedi. O an, sabır kelimesinin nasıl da ağır bir yük taşıdığını fark ettim.
2. Hayal Kırıklığı ve Bekleyiş
Her şey o kadar netti ki; bahar gelmiş, bakla ekilmişti. Ama bakla ne zaman biter, diye sormaya başlamıştım. Bir gün önce başka bir çiftçinin tarlasına gidip, baklaların başını topladığını görmüştüm. Bizim baklalar ise hala küçücük, boynu bükük. O an, içinde bulunduğum duyguyu anlatacak doğru kelimeleri bulmakta zorlanıyorum. Sabırla beklemek zorundaydım, ama bir yandan da zaman hızla geçiyordu.
Tarlada çalışırken, her bir adımımda bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordum. Babamın da ruh halini fark etmemek imkansızdı. O, yıllardır bu tarlayı işliyor, baklasını ekiyor ama bu yıl bir şeylerin ters gittiğini hissediyordu. O sabah babamla yan yana tarlada çalışırken, bir anda “Her şeyin bir zamanı var, değil mi?” dedi. Başımı kaldırıp, ona baktım. “Evet, her şeyin bir zamanı var,” dedim ama içimde başka bir şey vardı. Beklemek, sabırlı olmak ne kadar da zor!
İçimde bir hayal kırıklığı vardı, çünkü o baklalar, her yıl olduğu gibi beklediğim gibi değildi. Ne zaman toplayacağımızı bilmemek, tarlada dolaşırken o belirsizlik duygusunu yaşamak beni çok etkiliyordu. O an, belki de sabırsızlığımın bir parçasıydı ama bakla tarlasının hala olgunlaşmamış olması, hayal kırıklığımın simgesi haline gelmişti.
3. Baklanın Sonu ve Umut
Bir hafta sonra, tarlaya gittiğimde baklaların artık olgunlaştığını gördüm. Gözlerim, baklaların büyüdüğünü ve sonunda zamanı geldiğini fark etti. O kadar uzun bir süre beklemiştim ki, sonunda sabrımın karşılığını almak için hazır hissettim. Baklalar, her biri sanki bir armağan gibi, sonbahara yaklaşan bu günlerde beni bekliyordu.
Babamla birlikte, baklaları toplamaya başladık. O an, birden fazla duygu içinde buldum kendimi. Neşeli, çünkü nihayet baklalar olgunlaşmıştı. Ama aynı zamanda biraz hüzünlü, çünkü yılların, emeğin, sabrın bir simgesi olan o baklalar, tarladan ayrılıyordu. Topladığımız baklaları eve taşırken, içimde bir huzur vardı. O sabahki hayal kırıklığı, yerini hafif bir umut ve tatminkarlığa bırakmıştı.
“Bakla ne zaman biter?” sorusu, o an artık anlamını yitirmişti. Zaman, gerçekten de her şeyin bir noktasında geçiyordu. Bakla bitti, ama hayat da bitmiyor, hep devam ediyordu. Babamın yüzünde bir gülümseme, sanki o yıllar içinde yaşadığı zorlukların, mücadelelerin ödülüydü. Ama ben de fark ettim ki, o baklalar gibi, bazen hayat da zaman alıyordu. Beklemek, sabırla yönlendirilen zaman, her zaman olgunlaşmaya ve nihayetinde meyve vermeye yönelik bir yoldu.
4. Son Söz: Sabır ve Bekleyiş
O gün, baklaların son haliyle eve dönüp, akşam yemeğinde hep birlikte oturduk. Zeytinyağlı bakla, babamın yaptığı o nefis yemeği sofraya koyarken, her şeyin bir zamanı olduğunu bir kez daha anladım. O anı, o sabahki duyguyu ve hayal kırıklığını hatırlayarak, baklanın ne zaman bittiğini düşündüm. Ama aslında bittiği an, sadece bitmiş oluyordu. Hayat devam ediyordu, zaman geçiyordu ve her şey bir şekilde tamamlanıyordu.
Bakla ne zaman biter sorusunun cevabı belki de şuydu: Hayat, zamanla ve sabırla biten bir yolculuktur. Bu sabırla yol aldığımda, her şeyin kendine göre bir zamanı olduğuna inanarak, daha az hayal kırıklığı yaşayacağım. Çünkü sonunda, her şey olgunlaşacak ve zamanı geldiğinde, sabrın karşılığını alacağız.